Hızlı Okuma Tarihçesi

Hızlı Okuma Tarihçesi

Hızlı okuma teknikleri ilk olarak 2.Dünya savaşı sonlarında geliştirilmeye başlanmıştır. İkinci dünya savaşı sırasında, Alman Hava Kuvvetleri Londra semalarında dolaşıp bomba yağdırırken, İngilizler pilotlarının ve kulelerde bekleyen gözcülerinin reaksiyon kabiliyetlerini artırmak istediler.

Ohio Üniversitesi’nden Dr. Renshaw’ın geliştirdiği ‘takistoskop‘ aletiyle subaylar talim edildi. Göz algılama hızını geliştiren bu aletin merceği, saniyenin 25, 50’si ve 100’ü hızlarda resim ve şekiller gösteriyordu. İlk başta, hiçbir şey algılayamayan subaylar, zamanla resim ve şekilleri çok net bir şekilde görmeye başladılar.

İkinci dünya savaşı esnasında İngiliz ve Alman uçakları İngiliz semalarında inatla ve kararlılıkla savaşıyorlardı. Alman hava kuvvetlerine bağlı uçaklar Londra’yı yerle bir ediyorlardı. Bu sırada İngiliz kule gözcüleri üstlerine doğru gelen savaş uçaklarına bakıp, bu uçakların dost veya düşman olduğunu kestirmeye çalışıyorlardı. Halkın sığınaklarına saklanabilmeleri için yaklaşmakta olan uçakların amblemlerini erken bir şekilde teşhis edip halkı geç olmadan ikaz etmeleri gerekiyordu.

Bu nedenlere benzer bir tarzda, yaklaşmakta olan düşman uçaklarının sembollerini İngiliz savaş pilotlarının da çok hızlı bir şekilde fark etmesi hayati bir önem taşımaktaydı. Fakat defalarca kez İngiliz pilotlar ve gözcüler düşman uçaklarını fark etmekte geç kalıyorlar ve Londra semalarındaki düşman uçakları şehri bombalamaya başlıyorlardı. Yaşanmakta olan bu çaresizliğin önüne geçmek adına Ohio Üniversitesinde buluşlar yapan Dr. Renshaw’ın takistoskop adındaki aleti geliştirmesi ile beraber İngiliz savaş pilotları ve gözcülerinin göz hızlarını geliştirerek binlerce belki de milyonlarca İngiliz vatandaşının hayatını kurtarmıştır. Bu aletle İngilizler kalifiye pilot ve gözcüler yetiştirdi.

Eğitim sırasında İngiliz pilot ve gözcülere dost ve düşman uçaklarının büyükçe fotoğraflarını gösterdiler. Bu fotoğraflar eğitim ilerledikçe gitgide küçülmeye hatta fotoğrafın belirip kaybolma süresini minimum seviyeye kadar indirdiler. Bu eğitimler esnasında İngiliz gözcüler ve pilotların algılama hızları inanılması güç seviyelere yükseldi. Eğitim sürecinin bu kadar pozitif geçmesinden dolayı Almanların bombardıman uçakları geçmişe nazaran çok daha erken tespit ediliyor ve İngiliz savaş pilotlarının tepkileri çok daha hızlanırken gözcülerde vatandaşlarına daha erken uyarılarda bulunarak sığınaklara gitmelerine olanak sağlıyorlardı.

Bu buluş Dünyada büyük bir yankı uyandırırken, Amerikalı uzmanlar bu buluşun kelimeleri algılamayı hızlandırmada işe yarayıp yaramayacağını test etmeye karar verdiler ve bu şekilde hızlı okuma teknikleri ortaya çıktı. Vücudumuzdaki diğer bütün organlar gibi gözümüzde geliştirilmeye açık bir organdır. Göz egzersizleri yaptıkça görünen resim (her ne olursa olsun Harf, sayı, vs.) çok daha hızlı bir şekilde beyine yollamaya alıştı.

1950’li yılların başlarında hızlı okuma teknikleri konusunda Amerika’da kurslar ve etkinlikler düzenlenmeye başladı. İngilizce ‘‘Speed Reading” adını alan hızlı okuma teknikleri günümüz itibari ile Amerika’da ilköğretim seviyesinden üniversiteye kadar her alanda ders olarak okutulmaktadır.

Sinema perdeleri ilk çıktığı dönemlerde çok küçük olduğundan dolayı yapılan sinema filmleri o küçük perdeye sığacak şekilde çekilirdi. Bunun sebebi ise o dönemlerde gözün, başımızı çevirmeden yalnızca bu kadar bir alanı görülebileceği sanılıyordu. Amerikalı uzmanlar 1950’li yıllarda algılama eşiğini ortaya çıkarmasıyla beraber göz ucuyla da görme gerçeğini sinemacılar kaparak sinema perdelerini bugünkü boyutlarına getirdiler.

İşte bilim insanlarının yaptıkları buluşlar sayesinde başımızı sağa veya sola çevirmeye gerek duymadan, gözümüz oldukça geniş bir alanı tarayıp gördüğümüz resimleri beynimize hızla gönderebiliyor.

Sinema dünyasının kullanmayı akıl ettiği bu müthiş buluşu hızlı okuma ‘ya tatbik ettiler ve gözün her bir kelimeye tek tek odaklanması yerine göz idmanları ile gözün aktif görme alanı genişletilerek 2-3 hatta 4 kelimeye birden odaklanması, yapılan egzersizlerle de bu kelime gruplarının daha hızlı algılamasını sağladılar. Satırı çok daha geniş bir bölümünü algılamayı sağlayarak hızlı okuma tekniklerinin en etkili şeklini almasını sağlamışlardır.

Kısacası hızlı okuma teknikleri iki ana prensibe dayanmaktadır. Göz geliştirilebilen bir organdır ve göz yapılan egzersiz çalışmaları ile gördüğü şekil, sembol ve kelimeleri daha hızlı algılama yeteneğine kavuşabilir ve okuduğunuz satırların daha geniş bir bölümünü beynimize ileterek hızlı okuma ve algılamayı gerçekleştirmemizi sağlar

Sizin düşüncelerinizi de almaktan mutluluk duyacağız

      Bir cevap bırak

      Ödeme Sistemi Logoları
      Güvenli Ödeme
      Şifreyi yenile
      × Whatsapp İletişim Available from 00:00 to 23:59