Edebiyat

OĞUZ ATAY/Kitap Alıntıları

“Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor Albayım. “

Yazar:Oğuz ATAY                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                     Kitap:Tehlikeli Oyunlar

Sözleri :

“Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım?

“Yok.” Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? sorarım size: “Nasıl?” kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan, bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.

Kelimeler… Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.” Şu dünyadan bir gideyim, bir daha gelirsem ne olayım. Bir daha gelirsem ne olurum bilmiyorum artık. Şimdi de ne olduğumun pek bilincinde olduğum söylenemez. Kimi zaman deniz olup, büyük yük gemilerinin ağırlığıyla yaşamaya çalışıyorum. Kimi zaman büyük büyük fırtınalar olup o gemileri batırıyorum. Bazen gemi olup deryalara bırakıyorum kendimi. Kimi zamansa geminin kaptanı olup karaya hasret kalıyorum. Kırmızı oldum çoğu zaman. Kan oluyorum, annemin gözünden damlıyorum. Şarap oluyorum, içime içime akıyorum. Ateş oluyorum, yakıp kavuruyorum. Kızıl bir bulut gibi çöktüm bu dünyaya. Bazen boş bir kağıt oldum. Yorgun bir yazarla saatlerce bakıştım, bilmem hangi birinden başlayacağına karar veremediği dertlerini düşünürken. Bazen bir kalem oldum. Giriş cümlesi bir türlü oluşamayan yaşanmışlıklar tam kağıda dökülecekken mürekkebimi akıtamadım. Yazarına küskün bir kalem gibi… Bazen mürekkep oldum, binlerce defa okunup kırıştırılıp bağra basılan bir kağıtta. Bazense o mektubun ta kendisi oldum. Çok geç sahibine ulaşmış bir mektup. Okundukça sahibini ağlatan, sahibi ağladıkça satırları ıslatan ve mürekkebi dağıtan… Ve en kötüsü de çoğu zaman o mektubun sahibi oldum. Hep bekleyen, bekledikçe solan.

 

Bazen dizleri tutmayan yalnız bir yaşlının yapacak hiçbir şeyi olmadığı için saatlerce incelediği hiçbir şeye benzetilemeyen bir halı deseni oluyorum. Sabit, anlamsız ve karmakarışık. Bazen sadece ansiklopedilerde öneminin fark edildiği isminin söylenmesi güç bir böcek türüyüm. Sadece merak eden biliyor. Büyük bir çoğunluk için gereksizim, ama ekosistem bensiz bir hiç! Bir bakkal dükkanının eski bir pervanesi oldum, hiçbir işe yaramayan. Ne sıcak havayı dağıtır ne serinletir hani. Sadece çalışırdım. Daha neler oldum bir bilsen… Ama olamadıklarım için gelmiştim sanki dünyaya. Onların hasretiyle yaşamak için. Olmak istediklerimi ararken başka başka sıfatlara büründüm. Adım değişti, cümlelerdeki görevim değişti, var oluş sebeplerim değişti. Köreldim, unutuldum, sevildim, sevişildim, özlendim ve en sonunda hep öldüm. Defalarca hem de.

 

Giden olmak istedim, kaldım.

Beklenilen olmak istedim, ömrümü beklemekle geçirirken.

Sevilmek istedim, aşktan yana edilebilecek bütün küfürleri tüketmişken.

Bilmem, şu dünyaya niye geldim. Sanırım gitmek için geldim. Hiçbir şey istemiyorum. Hepsi kalsın. Düşlerimi de alın. Benim de yaşamam gerekmez miydi oysa? Yaşamak istemiyorum. Renklerimi de alın. Kırmızıyı bile alın. Ciddiyim, istemiyorum. Anlatmak istemiyorum artık. Kuramadığım binlerce cümlem vardı benim. Söyleyemediğim şarkılarım vardı. Söylemek de istemiyorum zaten artık. Alın, alın. Hepsini alın.

Sev-mek! Sadece bir eylemden ibaret midir yani? Bu eylemin geçtiği bir cümlenin öznesi olamaz mıyım ben de? Kalsın, onu da istemiyorum. Susmak istiyorum. Ölmek öyle yakın ki halime. Hayatla dalga geçer gibiyim. Sanırım ben düze çıkmayı başaramayanlardanım. Ölmek başlı başına asil bir eylem nasılsa. Zamana karşı bir duruş, bir baş kaldırış, gülüşlere karşı bir haykırış. Her şeye rağmen bir çekip gitme hali. Gidiyorum, susuyorum o halde ben de. Sahi kalsam, anlatmamı istemez miydiniz? Pekala. Siz bilirsiniz.

Zaten,

“Kelimeler… Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor.”

Oğuz ATAY’ın Tehlikeli Oyunlar adlı eserinden alıntıları yazımızda bulabilirsiniz.Sizlerle güzel bir seslendirme paylaştık yukarıdaki videoya tıklayarak dinleyebilirsiniz.

Sizin düşüncelerinizi de almaktan mutluluk duyacağız

      Bir cevap bırak

      Ödeme Sistemi Logoları
      Güvenli Ödeme
      Şifreyi yenile
      × Whatsapp İletişim Available from 00:00 to 23:59